+90 224 249 33 50

GSM - Sağlık

Avrupa'da Baz İstasyonları

Bu bilgilendirme notu, son zamanlarda basında yer alan GSM baz istasyonlarının sağlığa zararlı olduğu yolundaki yazılar ve bunun sonucunda ortaya çıkan tedirginliği gidermek üzere hazırlanmıştır. Dünya sağlık örgütünce benimsenmiş olan kurallara uygun olarak tesis edilen Baz istasyonların insan sağlığına yönelik bir zararı söz konusu değildir. Her ne kadar ülkemizde bu konudaki yönetmelikler yayınlanmamış da olsa, SIEMENS gibi ciddi firmalar kendi iş disiplinleri gereğince uluslarası standart ve kuralların dışına çıkmamaktadır. Bu kurallar ekteki yazıda açıklandığı gibi herhangi bir kişinin de gözleyebileceği kadar basittir. Kısaca: GSM baz istasyonu anteninin alt ve üst tarafında herhangi tehlike yoktur.
Antenin çevresindeki ilk 6 metreden sonraki uzaklıklarda da herhangi bir tehlike söz konusu değildir. Antene daha yakın mesafelerde ise sürekli olarak bulunulmaması gerekir. Teknolojik gelişmelerin her türlüsü, yaşamımıza kattığı kalite ve yaşam süremizi arttırmanın yanı sıra , zaman zaman insanoğlunu zorlayan zararlı yan etkileri de birlikte getirmektedir. Sentetik maddelerin çevreye ve sağlığımıza olan zararlarını onlardan vazgeçmeden betaraf etmek zorundayız.

Her yıl binlerce vatandaşımızın ölümüne yol açan ve dayanılmaz hava kirliliği ile bir o kadar da dolaylı ölüme neden olan ulaşım araçlarından vazgeçmeyi herhalde düşünemeyiz fakat bunların vasıta olduğu ölümlerin ve sakatlanmaların önüne geçmeyi bu teknolojinin kurallarına göre başarmak zorundayız. Teknoloji, her zaman zararlı yan etkilerinin ötesindeki faydaları ile yaşam süremizi ortaçağlardaki 30 yıllardan bu günkü 80 yıllara taşımıştır.

Bu arada teknolojinin hatalı kullanımı nedeni ile ortaya çıkan zararlı yan etkilerle de karşılaşsak da, bu zararlı etkilerle de yine teknolojik gelişmeler sayesinde mücadele edilebilmektedir. Diğer teknolojik alanlarla karşılaştırıldığında Elektronik Haberleşme teknolojisi bu açıdan en az sabıka kaydı olan teknolojik alandır. Buna rağmen zaman zaman kamuoyunun dikkati ve eleştiri okları bu alana da yönelmektedir. Kamuoyunun bu titizliği aslında son derece yararlıdır. Bilim adamları, mühendis ve sanayiciler bu sayede uyanık bulunmak ve bu konulara dikkat etmek zorunda kalmaktadırlar.

Ancak her teknolojinin getiri ve götürüsünü kamu oyu önünde dikkatle değerlendirmek ve bütün iyi şeyleri borçlu olduğumuz bilimsel bakış açısını daima kollamak zorundayız. Aksi halde haberleşme cihazları gibi son derece masum bir alana haksızlık etmiş oluruz. Cep telefonları, diğer adı ile GSM telefonlar, son 5-6 yıldır tüm dünyanın çehresini değiştiren teknolojik gelişmelerden birisini temsil etmektedir. Bu minik araçların hepimizin ilgisi ile yaygınlaşması ile birlikte, bunların çalışmasını sağlayan Radyo Dalgaları yani Mikrodalga radyasyonunun muhtemel zararları da tartışılır olmuştur.

Oysa bu tür yayınlar dünyamızı 50 yıldır en ücra köşesine kadar kaplamakta idi. Tüm radyo, televizyon, telsiz cihazları, gemi ve uçakların radarları, uydu sistemleri elektromanyetik yayınlar ile çalışmaktadırlar. Ülkemize de bu tartışmalar, telefonun kendisinin gelişi kadar bir gecikme ile gelmiştir ve bu da çok doğal bir toplumsal bilinç belirtisi olarak karşılanmalıdır. Ancak bu tartışmalara bilimsel ve objektif karakter kazandırmak da son derece gerekli bir toplumsal sağlık göstergesidir. Herşeyden önce elektromanyetik yayınlar için kullandığımız ürkütücü "radyasyon" teriminin kansere yol açtığı kesin ve açık olarak bilinen "nükleer radyasyon" ile alakası olmadığını önemle vurgulamamız gerekmektedir.

Teknik ifadelerde "Radyasyon" yayılan, iletilen anlamında kullanılan genel bir terimdir. Yani, teknik anlatım ile ışık da, ısı da, radyo ve televizyon yayınları da birer radyasyon türüdür. Gelişmiş ülkelerde cep telefonu şebekesi ülkemizle mukayese kabul etmeyecek kadar yaygınlaşmış durumdadır. Cep telefonu sinyallerinin ulaşmadığı nokta kalmamış gibidir. Aşağıdaki Avrupa ülkeleri ve Türkiye'deki kapsama alanlarını gösteren harita bunu gayet çarpıcı bir biçimde göstermektedir. (1999 yılındaki durum). Avrupa ülkeleri bu noktaya gelene kadar GSM baz istasyonlarının olabilecek zararlı etkilerini çok araştırmış ve tartışmış, sonuçta bu konudaki kuralları belirleyerek yönetmeliklerini de yürürlüğe koymuştur.

Bu kurallara uyulduğu takdirde - her konuda olduğu gibi- bu teknolojinin nimetlerinden yararlanmak için herhangi bir sağlık endişesi taşımamıza gerek kalmamaktadır. Aksi halde ortalama yaşam süresi bize göre 20 yıl daha fazla olan Avrupalıların genetik yapısının bize göre çok farklı olduğunu düşünmek zorunda kalırdık. Gelişmiş ülkelerde GSM baz istasyonlarından gelecek tehlikelerden korunmak açısından dünya sağlık örgütü WHO tarafından yetkilendirilmiş olan ICNIRP (International Commission on Non Ionizing Radiation Protection) tarafından belirlenen kurallar dikkate alınmaktadır. Tüm dünyadaki GSM işletmecilerinin de bu kurallara uygun olarak şebeke tesis etmesi beklenmektedir.

Gelişmiş ülkelerin Meclisleri de bu kuralların uygulanmasını gözeten kanun ve yönetmelikler yayınlayarak kendi vatandaşlarının sağlıklarını güvence altına almaktadırlar. Ülkemizde de yapılması gereken budur. Söz konusu yönetmeliklerin eksikliği bu günkü verimsiz -ve biraz da seviyesiz- tartışma ortamını yaratmaktadır. Hepsi uluslararası devler olan SIEMENS, ERICSSON, NOKIA, ALCATEL ve MOTOROLA gibi üretici ve GSM altyapısı sağlayıcı şirketler çalışırken uyguladıkları standartları ICNIRP kuralları doğrultusunda belirlemekte ve uygulamaktadırlar. Ülke yönetmeliklerinin yayınlanması ve toplumsal bilincin oluşması ile kural dışına çıkan kötü örnekler de kolaylıkla elimine edilebilirler.

Aslında kurallar teknik bilgisi olmayan kimseler tarafından dahi gözlenebilecek bir kaç basit prensibe indirgenebilmektedir. ICNIRP ve başka bilimsel otoriteler tarafından yayınlanan rapor ve makaleler genellikle kavranması zor teknik ifadeler içermektedir. Ancak, Mobil telefonun dünyadaki doğum ve yayılma yeri olan İskandinav ülkelerinden İsveç'te yayınlanan aşağıdaki yazı hem dünyada otorite olarak kabul edilmiş olan ICNIRP kurallarını dikkate almakta oluşu hem de kolay anlaşılır olması açısından okumaya ve sizinle paylaşmaya değer bulunmuştur. 

Swedish Radiation Protection Institute (Statens Stralsskyddsinstitut, SSI) yayını tercümesi : ISSN 0281-2339 I 97:05özelliğinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bununla birlikte bu bölgelerde 1-2 V/m lik al İsveçteki mobil telefon şebekesi son zamanlarda hızla büyümüştür. Ülkenin büyük bir kısmı paralel olarak faaliyet göstermekte olan 3 operatörden hizmet almaktadır. Bunun en belirgin işareti direklere, çatılara ve bina duvarlarına monte edilmiş olan çok sayıda antendir. İsveç Radyasyondan Korunma Enstitüsü SSI bu antenlerin çevresindeki radyasyon koşullarını incelemiştir. SSI bu konuda gerek yerel yönetimlerden gerekse genel kamuoyundan çok sayıda soru ile karşılaşmaktadır. Bu yazı, radyo ve mikro dalga radyasyonu hakkında bugün için bilinenleri ve SSI nın kendi araştırmalarının sonuçlarını açıklamaktadır. Bir mobil telefona gelen çağrı Baz istasyon vasıtası ile yayınlanarak aboneye gönderilir. Arayan telefondan söz konusu baz istasyona kadar olan bağlantı da aynen alışılagelmiş sabit telefon sistemlerinde olduğu gibi kablolar ya da radyo bağlantıları ile sağlanır. Çağrının baz istasyondan mobil telefona gönderilmesi ise bu istasyondan yayınlanarak birkaç metreden başlayıp kilometrelerce mesafeye kadar değişen uzaklıklara işaretleri taşıyan radyo sinyalleri sayesinde gerçekleşir. Baz istasyonda bir ya da daha fazla sayıda alıcı ve verici, yine bir ya da daha fazla sayıdaki antene bağlı olarak çalışırlar. Geçen yıllarda GSM sistemleri için kurulmuş olan antenler bundan sonra DCS 1800 (Yeni GSM 1800 sistemleri) sistemleri için de kullanılacaktır. Daha eski NMT (Mobil telefon, araç telefonu) sistemine ait olan baz istasyonlar artık kullanımdan çıkmakta olup daha fazla geliştirilmeyecektir. 900 MHz bandında çalışan GSM ve 1800 MHz bandında çalışan DCS 1800 yeni Mobil sistemlerin kullandığı dalga boyları 30cm ve 15 cm dir.

Baz istasyon antenlerinden yayılan radyasyon: Bir GSM baz istasyonu 900 MHz bandı içinde aynı anda birkaç farklı telefon kanalını kullanarak çalışabilir. Kanal sayısı bu istasyonun hizmet vereceği abone sayısına bağlı olarak 1 ila 12 arasında değişir. (Yani kalabalık ve yoğun cep telefonu kullanımı olan yerlerde daha fazla sayıda kanal kullanılır.) İstasyonun yayın gücü ise 10 Watt civarındadır. Bir telefon görüşmesi bu kanallardan birisini zamanın sekizde biri kadar meşgul eder. (Zaman birden fazla aboneye paylaştırılır, geri kalan süreyi o anda konuşmak isteyen diğer 7 abone kullanır. Sistem her bir abone ile ayrı ayrı ilgilenir. Ancak bu işlem o kadar hızlı olur ki sıra tekrar aynı aboneye geldiğinde kimse arada başka 7 kişiye hizmet verilmiş olduğunu anlamaz.) Sonuç olarak baz istasyondaki bir verici, her bir kanalda tam gücünü ancak aynı anda 8 abone birden görüşme yaptığında kullanır. Toplam yayınlanan güç en fazla yaklaşık 100 Watt'a ulaşabilir. Spor salonları, alışveriş merkezleri ve geçitler gibi iç mekanlarda kullanılan küçük baz istasyonların güçleri çok düşük olduğundan bu yazıda bu tür istasyonlar konu edilmemiştir.

Antenler genellikle belirli yönlere yayın yapacak şekilde dizayn edildiğinden, çevrelerine yaydıkları radyasyon gücü her yönde aynı değildir. Gücün büyük kısmı belirli bir ana yayın yönünde yoğunlaştırılır, diğer yönlere çok az yayın yapılır. Anten çevresindeki yayın yoğunluğunu değerlendirirken bu koşulların dikkate alınması gerekir. Tüm yönler için geçerli olan kural; antenden uzaklaştıkça radyasyon gücü hızla düşer. Antenden 5 metre ve daha fazla olan mesafelerde yayın gücü mesafenin karesi ile orantılı olarak azalır. Örneğin, antenden olan uzaklık 3 katı artarsa radyasyon yoğunluğu 9 da birine düşecektir. Antenin yüksekte bulunduğu bir anten direğinin dibinde iseniz, radyasyon yoğunluğu çok düşük olacaktır, zira antenler alt ve üst taraflarına yayın yapmazlar. 

Bu tür bir antenden yayılan radyasyon toprak seviyesindeki en yüksek güç düzeyine ancak anten direğinden 50 ila 300 metre uzaklaştıktan sonra ulaşır, ancak bu mesafede de uzaklıktan dolayı bu en yüksek güç de mesafenin karesi ile azalma kuralından dolayı iyice azalmıştır.

Radyo Dalgaları: Baz istasyon antenleri radyo dalgalarını UHF bandında yayın yapan TV istasyonları, örneğin İsveç'teki TV2 ve TV4 televizyon istasyonlarının yaptığına benzer şekilde yayınlarlar. Bu istasyonlar genellikle baz istasyonlarından binlerce kez daha güçlüdürler. Ne GSM baz istasyonları, ne de diğer radyo ve Televizyon istasyonları radyoaktif maddeler ve X ışınları (röntgen ışınları) gibi iyonlaştırıcı radyasyon yaymazlar. Bu nedenle GSM, Radyo ve TV yayınlarını oluşturan radyo yayınlarına non-ionizing, yani iyonlaştırmayan radyasyon adı verilir. Bu türe radyasyon grubuna bildiğimiz ışık, kızılötesi ışık, morötesi ışık, mikro-dalgalar, elektrik ve manyetik alanlar da girer. Radyo dalgalarına ve mikro-dalgalara ilişkin limit değerler son 30 yıldır yürütülen araştırmalar sonucunda belirlenmiş durumdadır. Söz konusu limit değerler bu dalgaların insan vücudunda yol açtığı ısıtıcı etkiye dayandırılmıştır. Yıllar boyunca ihtimal dahilindeki diğer zararlı etkiler de deneysel tartışmalara konu olmuştur. Bu güne kadar zararlı etkiyi gösteren herhangi bir araştırma sonucu bulunmamıştır, bununla birlikte mobil telefon alanındaki gelişme nedeni ile araştırmacılar sürekli olarak yanıtlanması gereken yeni sorularla karşı karşıya kalmaktadırlar.

İzin verilen seviye: İsveç'te radyo frekans radyasyonu ve yüksek frekanslı elektromanyetik alanlarla çalışılırken uyulacak kuralları belirleyen yönetmelikler 1976 dan bu yana yürürlüktedir. Şu anda yürürlükte olan yönetmelik ASF 1987:2 olarak anılmaktadır, bu yönetmelik "National Board Of Occupational Safety and Health" (iş yerleri için) tarafından yayınlanmıştır. Yerleşim bölgeleri ve kamuya açık alanlara yönelik olarak yürürlükte bir yönetmelik bulunmamakla birlikte SS-ENV 50166-2 olarak anılan bir Avrupa standardı vardır. Bu standart, iş yerleri ve yerleşim yerleri ile kamuya açık alanlar için geçerli tavsiyeleri içerir. Bu standarttaki iş yerlerine yönelik kurallar büyük ölçüde ASF 1987:2 ile aynıdır. Yerleşim bölgeleri ve kamuya açık alanlarda izin verilen radyasyon düzeyleri ise iş yerlerine göre 5 misli daha düşüktür. Yerleşim yerleri ve kamuya açık alanlarda izin verilen radyasyon düzeyi 900 MHz de 4.5 W/m2 (radyasyon yoğunluğu) ya da 41V/m (Alan Kuvveti) olarak belirlenmiştir. Aynı seviyeler Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından da benimsenmiştir.

Sonuçlar: Geçen birkaç yıl içinde SSI mobil telefon anten direkleri çevresindeki radyasyon üzerinde muhtelif araştırmalar yürütmüştür. SSI ın ölçüm ve hesaplamalarının sonuçları aşağıdaki maddelerde özetlenebilir: 1.. İzin verilen limitler antenin yayın yapan yüzeyinin 1 (bir) metre kadar önündeki mesafe içinde aşılmaktadır. Buna göre antenin bir direk üzerine ya da binanın duvarı üzerine yerleştirilmesi halinde insanların aşırı radyasyona maruz kalmaları ihtimali bulunmamaktadır. Antenin binanın çatısına bakım personeli ya da başkalarının buralarda çalışırken radyasyona maruz kalmalarına meydan verecek biçimde monte edilmesi halinde ise National Board Of Occupational Safety and Health tarafından belirlenmiş olan güvenlik kurallarına dikkat edilmesi gerekmektedir. 2. Antenden 10 metre kadar uzaklaşıldığında radyasyon yoğunluğu çok düşüktür. Antenin yüksek bir yere konulması halinde yerdeki radyasyon yoğunluğu izin verilen limitlerin 10 da birinden az olmaktadır. Toplumun ilgi gösterdiği pek çok yerde radyasyon yoğunluğu izin verilen seviyenin binde birinden de az olduğu kanıtlanmıştır. 3. Antenler yayın yönlerinin dışındaki yönlerde çok düşük seviyelerde yayın yaparlar. Anten binanın bir duvarına monte edildiğinde antenin arkasına rastlayan bölgedeki radyasyon izin verilen seviyelerin çok altındadır, özellikle duvarların radyasyonu zayıflatma an kuvvetlerinin bulunabileceği de bilinmektedir. Bu alan herhangi bir radyasyon koruma sorunu yaratmasa da hassas elektronik cihazların çalışmalarını olumsuz olarak etkileyebilir. 4. Baz istasyonlardaki teknik cihazlar ve anten kabloları dikkate değer bir radyasyon yaymazlar. Belirli durumlarda hassas ölçü aletleri kullanılarak bu elektrik alanları ölçmek mümkün olmakla birlikte, bu seviyeler izin verilen limitlerin çok altındadır. 5. Sonuç olarak mobil telefon baz istasyonları radyasyon açısından herhangi bir risk ortaya çıkarmamaktadırlar.